
Bir İşçi Çocuğunun Ağzından
Eylül 6, 2008
Yorgunum. Kalbim yitirdi gücünü. Çok şey mi istiyorum? İnsanca yaşamak? Ve düşünmemek ya yarın diyerek kara kara? Neden bu kadar az emeğin bedeli? Para lafından nefret ettim hep. Para? para? Para? Sorunun eş anlamlısı sandıydım çocukken. Bu kadar mı emeğin karşılığı? Benim anam, işçidir enikonu. Emrine kendisi gibi insanlar verilmiş, emir eri. Unuttum yüzünde mutluluğu görmeyeli nicedir. Benim anam, bazen nefret ettiğim ve sevmeye doyamadığım, bin emeğe bir alır çokluk. Cep ikramiyesi: sinir krizleri. Ben bildim bileli paradan büyük sorun gelmedi dünyaya. ”aman paranı dikkatli harca”, ”aman para verme şunlara”, ”aman sen paramızı bunlarla mı yiyorsun?”. Ben anlamam paradan, yoktur uyanıklığım bu hususta. Cebimden alsalar farketmem. Dayanamam çıkarır veririm 3 liramın 2sini lazımsa birine. Anlamak lazım, ama o hüner yok bende. Para istemeye de çekinirim, param yok demeye de. Bir borç istesem, gözlerim dolar boşlukta. Bilirim. Ben çok çekeceğim bu derdi. İşçiyim ben gelecekte, işçi oğlu işçi. Babamın babası, babamın babasının babası gibi vesaire. Ve biz öyle yetişmişiz ki cam bardak gibi belli etmemeye çalışırız kırılanda. Ve biz öyleyiz ki çatal ise kaşık bilmesin deriz, üzülmesin bizim dertlerimizle. İşçiyiz biz gelecekte, işçi oğlu / kızı işçi. Ve hayal etmek ve gülmek ağız dolusu ve çarpıp kapıyı çıkmak bazen yasaklıdır bize. Ağız dolusu küfre ve meteliğe atacak kurşun bile bulamamaya ve tekmiline dertlerin nikahlanmışız. Ve utanırız umutsuz satırlar yazarken.
Ve utanırım. Çok şey istemişim gibi eğerim başımı. Fakat farkederim birden bire İSTEDİĞİM ŞEY HAKKIM!. Gözyaşlarımı siler yüreğim. Bir ele ihtiyaç duyarım, omzumda bulurum. İstediğimiz şey bizim hakkımız. Umutlarım el verir umutsuzluklarıma. Bu dünya evet bu dünya güzel değil. Ama? Biz değiliz kötü eden onu, kendisi de değil. Onlar. Bu dünya evet güzel değil. Ve bizler gitmedikçe ileriye olamaz kendi başına güneşli dünya.

